Aybalam Fm Şiirler
« ÖncekiSonraki »Mesaj GönderYenileYönetici Giriş| ATAMAN ERTUĞRUL/ 06/03/10 16:18 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 06/03/10 00:51 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 05/03/10 02:44 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 04/03/10 16:40 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| cenk43/ 08/02/10 12:19 |
![]() | ||
|
Sen, Solgun baharlardaki mavi yağmurum, Akşam kızıllığında yorgun gölgem, Kış ayazında yaz güneşimsin. Bulutlardaki saklı düşlerim, Her günün sonunda özlediğimsin. Yüzün kadar temizdir kalbin, Hangi sevgi alabilir yerini? Yokluğun yağmura yazı yazmak kadar zor, Sensizlik ölüm kadar acı… | |||
| ....PaSaM..../ 07/02/10 21:19 |
![]() | ||
|
Paşam yenildik, paşam serildik, mahpuslarda çürütüldük Paşam sana layık olamadık, kurduklarını yıkmalarına mani olamadık Vatanı satanlardan, borca borç katanlardan, iki çift çıkar uğruna yamanlardan Yakamızı, paçamızı, alnımızı, terimizi alamadık, kurtaramadık vatanın namusunu paşam Yok mu kurtaran, yok mu soluyan bu zehri, yok mu duyan şu saçma Arapça şarkıları Yok mu toplanan paraların nerelere, niçin harcandığını gören? Yok mu sadakayı bile haram demeyip mideye indirenin, pis anlına tunç elini indiren devlet Derin merin, yok mu ellerinden tutan bu hasta adamın çocuğunu ayağa kaldıracak bir dost Sırtından vuruyorlar adamın paşam, kalleşçe paraya satıyorlar ruhlarını Mehmet Akif i bile arap yapmaya çalışıyorlar, utanmıyorlar paşam Devletin kurumlarına varını yoğunu bırakan sen paşam Devletin varını yoğunu soyup vergi kaçıran bu kalleşler paşam. Kur an okunmasın biz anlatalım istiyorlar, yol onarılmasın, ray döşenmesin Ellerimiz ekmek tutmasın, patatese, kömüre minnet edelim istiyorlar paşam Yıllardır borcu katladılar, memlekette bir dikili ağaç dikmedikleri gibi Ormanları, dağları taşları, kuşları ve köyü marabasıyla sattılar paşam Yok mu bir kurtarıcı, yok mu bir baba yiğit derken, Bilim adamlarını, gerçek aydınları, seni sevip sayanı, sana saygı duyanı Kurtarıcı olanları, olabilecekleri, olmak isteyenleri İçeri aldılar, işkence zulüm ediyorlar paşam Paşam bizleri affet olamadık, olamayacağız sana layık paşam... Doğruluk nedir bilmiyorlar, gerçekleri balçıkla sıvıyorlar, Halimize pek gülüyorlar, milleti güldürmüyorlar, Nerdeyse vatanı bölecekler paşam Hali vakti yerinde olanlar sattı vatanı paşam, Allahtan korkarız diyenler Allah ı mı unuttu neyin nesi paşam Bunlar Allahtan korksalardı senin yanına gelirdi, Sanmıyorum hiç birisi gelemez senin yanına paşam... Dev gibi bir tarih, dev gibi bir kültür, Gizlemeye çalışır bir Çin, bir Avrupa güldür güldür Sen bildin, sen gördün, gösterdin. Bilemedik Paşam, bilemedik kıymetini. Bir bilselerdi bu 3 ün 5 in peşindekiler Ellerindekileri feda edip giderlerdi senin yollarına... Acıyorum hallerine... O kadar kan ellerinden yıkamakla, denizlere atılmakla geçmez paşam Bunlar dar-ül harp dedi çok Müslüman'a zulüm etti paşam Derdimizi anlatabiliyoruz, milyonlar sokaklara dökülüyor, ağlıyoruz Ancak erteleyebiliyoruz, büyük mezalimeyi paşam... Sabahlara kadar otursam, yazsam şiirler, Haykırsam sokak sokak, ev ev derdimi Anlatsam asıl olanı ve gerçek sevgiyi Aydınlatamayacağımı anladım paşam Para ile gelen para ile Yahut kan ile yıkanacak Kanımız hak yoluna, senin yoluna helal paşam Darül harp ise haram zadelik Onların canına karşı, itlerine kopuklarına karşı Kanımız al al akacak, bayrağın kanı kaçmış Bayrak yeniden al al olacak Sen hiç merak etme paşam... Bizi tamamen boğmadan, tamamen gömmeden Vazgeçmeyecekler biliyoruz paşam Tarih hep böyle oldu, olacak elbet bu gün yakındır paşam Ama bilmiyorlar mı her yıkılış bir dev devlet, Her yıkılış bir cihan padişahlığı getirmedi mi bize paşam! Yıkıldıkça, yıkacağız Kelle koltukta, kellemize musallat olanlara karşı meşru müdafaa uygulayacağız İnadına kenarda köşedekileri okuyup, akla mantığa uyana inanacağız Hak yolundan çıkmadık, senin yolundan da çıkmayacağız Zaten bizi yola getirecek kaç kul geldi geçti paşam Samsundan çıkmazsak, çıkarız elbet Adanadan, Muğladan, Vandan Koşa koşa destanlar yazdık, çarıksızlık bile mani olamadı Bu cahil cühela mı engel olabilecek paşam Ümidimiz fazla kalmadı illaki akıtacaklar kanı Meşru müdafaa sath-ı müdafaa olacak, o satıh bütün vatan unutmadık Paşam. Nur içinde uyu... ![]() | |||
| ....PaSaM.... / 06/02/10 22:23 |
![]() | ||
|
Bir Pazar Sabahı Zagros Kaldırımında Yürürken Serseriler Trafiğine Yakalandım. Serseriler Trafiği Sordu. Serserimisin, Öğrencimisin? Öğrenciyim Dedim. Hani Kalemin Dediler Çıkardım Belimden 95’lik Zırh ı İşte Budur Dedim. Hani Defterin Dediler Açtım Parçalanmış Vücudumu Burası, Akdeniz Burası, Karadeniz Burasıda Defterimiz dir Dedim. Hani Hocaların Dediler Gösterdim Kaldırımda Yatan Balicileri Esrarcıları, Keyifçileri. Hani Müdürün Dediler Gösterdim Sarhoşlar Çeşmesinde Oturan Kral. MÜSLÜM Babayı ‘‘Merak Etme Bizlerde Onlardanız Dediler.’’ Sen Sosyete Kızı Sus Susta Şu Garip Esrarcının Aşkını Dinle Sen Ananın Sıcak Kollarında Uyurken ßen İse YÜKSEKOVANIN Garip Sokaklarında Silah Tutmayı, Esrar Sarmayı Öğreniyordum. Sen Sosyetenin Lise, Fakültelerinde Okurken Ben ,Ben İse Hayata Res, Kadere Sitem, Ölümle Dans £diyordum… | |||
| sibelden son mektup/ 01/02/10 14:29 |
![]() | ||
|
Bu yaziyi okumadan önce... Hayatin bir ayna olduğunu düsün... Doğduğundan beri aynanın karsisindan... Hep aynaya baktin ama kücükken aynayı tanımıyordun henüz... Büyüdükçe aynaya bakmakla birlikte; onun, senin yüzüne yansıttıklarını da görmeyi öğrendin.. Hep birileri oldu arkanda ve hep sen vardın karşında... Kendi kendimizle yarışmadayız gülüm.. dediği gibi Nazım Hikmetin , sen de hep kendinle boy ölçüştün aynana bakarak... Kimi gün çok sevdin aynadaki görüntüyü, kimi gün nefret ettin... Ama ne olursa olsun hep aynanın karşısındaydın, ona bakmaktan vazgeçmeyi istediğin anlarda bile....Aynada yansıyan yüzler değişti zamanla, sen de değiştin çünkü... Ama ayna hep sırdı ve gelecek günler hangi yüzleri yansıtacak, bilinmezdi... Oysa geçmişteki izler birer birer yer etmişti aynana... Sen baktıkça bu günü değil, geçmişini de görmeyi öğrendin giderek... Ama bazı yüzler hep aynı yerdeydi; en özel, en güzel köşelerde... Buralara da sen yerleştirmiştin onları; çünkü, o senin aynandı ve ancak senin sevgini, inancını, yüreğini kazanana yer vardı aynanda...Sonra... Bir gün geldi, sen aynandaki görüntünün seni geçmeye başladığını fark ettin... Oysa ki o, yalnızca bir görüntüydü ve Gerçek Sen o siluet karşısında iyice küçülmüştün...Bunu kabullenemezdin ; çünkü hayatı geriden takip etmek sana göre değildi... Yetişmek istedin, yapamadın... Çünkü ayna, birinin seni tuttuğunu yansıtıyordu yüzüne... Görüntünün seni geçtiği her saniye aynandaki o en özel, en güzel yüz silinmeye başlıyordu...Öyle bir an geldi ki; sen, o en güzel yüzün görüntüsünü tanıyamaz oldun... Sanki artık yok gibiydi... Yine bir gün; o en özel yüzün silindiğini gördün.. . Evet, tamamdı artık, kendi görüntüne yetişebilirdin... Ama...Bir anda büyük, korkunç bir ses duydun... Aynan paramparça olmuştu... Anıların, aynana yerleştirdiğin tüm o görüntüler ve sen... Dağılmıştınız dört bir yana...Kırık dökük bir geçmiş vardı karşında... O yüzdü bunları yapan; oysa sendin o yüzü aynandan çıkaran... Ağlamaya başladın... Herkes o yüzün aynandan silinmesine ağladığını sandı ama aslında seni ağlatan aynanın bir sürü parçaya ayrılmasıydı...Çünkü o parçalar anılarının her köşesine öyle bir dağılmışlardı ki; sen bir daha asla onları toplayamayacağını, aynanın hep böyle kalacağını düşünüyor ve ağlıyordun... Şimdi aynanın sonu.... Sen ne kadar ağlasan da anılarının sadece bir kısmını bir araya getirecek, aynanın sadece bir bölümünü yeniden yapabileceksin...Ama sakın unutma; senin toplayamadığın parçalar, o yüze ait olan anılar ve aynanda hep bu parçalar boşluk kalacak. Bu da seni kendi görüntüne eriştirecek olan bir merdiven. Oralara basarak kendine yetişeceksin... Sonra yine yeni yüzler girecek aynana... Sen, kendinle bir olacaksın, yeni En özel yüzün olacak, belki hiç silinmeyecek ve sen de asla kendinden geri kalmayacaksın...Belki yeniden,yeniden kırılacak aynan ama artık biliyorsun parçaları birleştirmeyi ve yok olan anılarından, umutlarından güç alarak daha da yukarılara çıkacaksın...Şimdi mi? Uzun bir süre daha için acıyacak; çünkü ne kadar temizlersen temizle hep bir parça anı yüreğine batacak... Ama öyle bir gün de gelecek ki artık bu anılar içini acıtmayacak ; Çünkü zaman, onları yüreğinden alıp götürecek, ufacık bir parça dahi bırakmadan... Bir de...En özel olmasalar da aynanda her zaman gördüğün yüzleri kaybedeceksin korkusunu yaşama sakın... Ne kadar kırılırsa kırılsın aynan onları hep orada bulacaksın... Zaten sen yerleştirmiştin o yüzleri ama bazıları da aynanla birlikte geldi sana; annen gibi, baban gibi...Ve ben...Aynanda nerede olduğumu henüz bilmiyorum...Ama baktığında görebileceğin kadar yakınındaysam da, çooookkk uzaklarda minicik bir noktaysam da ... Hiç fark etmez... Yine de, ne olursa olsun aynanın kırılışlarına yenilmeden ben hep orada olacağım.. . Sen beni aynandan silmediğin sürece... Unutma; ayna senin elinde... | |||
| [__SİBEL__]/ 29/01/10 03:18 |
![]() | ||
|
Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın Her şeye yeniden başlayacağım. İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil Yarın... Yarın başlangıcı olacak hayatımın Gözlerimi açıp ''Merhaba'' diyeceğim hayata. Ben de varım artık Ölümüne sevgi yarışına. İlk kez göreceğim sevdiklerim yarın. Sarılacağım onlarasevgimi haykıracağım. Ama şimdi değilyarın... Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarlaterminallerle Birer birer yolculuğa çıkacaklar. Bavulları mı? Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın. Unutmuş olacağım seni yarın. Seninle kurduğum bütün hayaller Silinmiş olacak zihnimden Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın. Yok olacak uyandığımda mazi. Eflatunlar saracak etrafımı Pembe düşler misafir gelecek bana El sallayacağız beraber karanlığa... Her gün bunlarla avutuyorum kendimi. Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara. Ama olmuyor. Silinmiyor kalpteki yara. Bağlanmışken yürek geçmişe Umut besleyemiyor gözler geleceğe... İyi geceler hayat! Bugün de seni yaşayamadım affet Ama belki yarın Yarın... | |||
| [__SİBEL__]/ 29/01/10 03:15 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| [__SİBEL__]/ 29/01/10 03:14 |
![]() | ||
|
Sana yazdığım tüm şiirler yarım kalıyordu Aslında yazamadığımdan değil Seni anlatmaya kelimeler yetmiyordu Gittiğin gün anlamını yitirdi mevsimler Zamansız durdu saatler …Ve rakamsız basıldı tüm takvimler Şimdi susuyorum Kızgınlık ya da kırgınlıktan değil bu derin sessizlik Aksine konuşmak haykırmak istiyorum derdim sensizlik Konuşmanın ne anlamı var sözcükler yetersiz ...Ve dalıp gidiyorum uzaklara Bir sen varsın aklımda bir de bu soğuk beden Suskunluğuyla ulu orta ve çaresiz Özlüyorum kalbimin en değerli varlığını Tek ve gerçek sahibini | |||
| [__SİBEL__]/ 29/01/10 03:12 |
![]() | ||
|
Sürgün yüregim Sürgün yüregim Yine firarlarda Bir kıvılçım düştü İçime Yine yangınlarda Vuslat zamanlarında Hasret şarkılarına tutunmuş Kimse anlamadıya beni Ondan Dilime kilit vurulmuş, | |||
| [__SİBEL__]/ 29/01/10 03:10 |
![]() | ||
|
Şimdilerde Yüreğim Yüreğim kimsenin duyamayacağı çığlıklar atıyor Her an, gitmemen için. Ben, hatıralarının esiri olmuşum Gözlerinin değdiği en ıssız yerlerin. Sen, gözlerimden dökülen son damla olmuşken son sözünün ardından Ve yüreğimi ezip geçerken sessizce Hala bitmeyen çığlıklar atıyordu yüreğim sevmen için. Yüreğim herkesin duyabileceği kadar sessiz şimdi Şimdilerde bir kız bekliyor durakların banklarında Gelişini aşkının. Şimdilerde yanan yangınını yüreğimin Söndüremiyorum. Sessiz bir çığlık oluyor uzaklardan duyulan Bakışların bir ok. Sayamıyorum yaralanışını yüreğimin artık Ve hala herkesin duyabileceği kadar sessiz şimdilerde yüreğim. Yarınlarda bir balık yüzüyor en temiz suların dibinde Ağlamaklı ve süzgün. Yüreğim usulca bırakıp gittiğin ateşin içinde yüzmekte İstekli ve mutlu. Yarınlarda yüreğim, bir balık misali tepkisiz olacak Ne bugun, ne yarın ne de gelecek. Artık yüreğim ne herkesin duyabileceği kadar sesli ne de kimsenin duyamayacağı kadar sessiz olabilecek. Sayende O, artık bir ölü. | |||
| [__SİBEL__]/ 15/01/10 15:29 |
![]() | ||
|
MAVİ VE GRİ Beyazla başlar yolculuk. Bir kağıt üzerinde yol alır mavi ve gri. Soluksuz atılan her kulaç, Götürür beyazı,maviye doğru. Vardıkça derinliğe, Beyaz mavileşir, deniz de. Sonu gelmemeli derinliklerin, Çünkü dipte gridir kum taneleri. Denizin değil mavinin başkaldırışıdır, Denizin griyi tokatladığı sahiller. Ve sakinse deniz mavidir Ve huzurluysa gökler mavidir, Yol alırız hep o mavilerde... Bazen davetkar bir ölüm tuzağıdır, Menevişler altında saklanmış gri. Mavidir ruhunu lavantaya veren. Mavidir can bulan safirde. Ürker mavi her an griden. Zalim ve sinsidir bazan rüzgar, Eser tüm mavilere. Kefen gibi sarar maviyi,gri bulutlar, Ve kumlar. Bence mavidir,kalpteki sonsuzluklar, Hür ve rüzgarsızsa... Nedir rengi ölümün bilmem ama? Huzur meleğidir bence mavi. Her yanan nesnenin bitse de ızdırabı, Rüzgarı estiğinde her savrulan külün, Yazık ki yok oluş rengidir gri. | |||
| [__SİBEL__]/ 15/01/10 15:13 |
![]() | ||
|
İÇİMİZDEKİ GÖZLER Kapayınca gözlerimizi, Asla göremeyiz sanırız, Bir düşünsek hislerimizi, Yanıldığımızı anlarız. Hissetmek,görmek demektir. Bir dokunuş ellerine... Ve seni görüp de sevmemek, İçimdeki körlük demektir. | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 11/01/10 21:56 |
![]() | ||
|
BÖYLE SEVDİM İŞTE Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle... Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Sevdim işte ötesi yok... | |||
| PaSaM__KaRdesi / 09/01/10 20:17 |
![]() | ||
| MESAJINIZ ONAY BEKLİYOR ! | |||
| sonkursun/ 08/01/10 21:58 |
![]() | ||
|
AĞLAMAK GELDİ Bir deli rüzgara kapıldı gönlüm Costukça içimden ağlamak geldi Adini haykırmak istedim gülüm Sessizce içimden AĞLAMAK GELDİ. Aradim sağimda,solumda yoksun Solmuş bir resim öyle duruyor Suskunluğum çaresiz kaderim oldu Kaderime içimden AĞLAMAK GELDİ. Oysa ben kadere inanmıyordum Böylesi kadermi ben bilmiyorum İnanki sevgilim seni çok seviyorum Sevginle içimden AĞLAMAK GELDİ. Doldu gözlerim doldukça taştı Sebebi tattığım o büyük aşk tı Sımsıcak aşkımı hasretlik sardi ÖZLEMLE SEVGİYLE İÇİMDEN AĞLAMAK GELDİ. | |||
| kirisital kelebgim/ 04/01/10 01:19 |
![]() | ||
|
KRİSTAL KELEBEK/ 03/01/10 23:41 AY PARÇAMM KORKUM SEVMEK DEĞİL AY PARÇAMMMM SEVİPTE AYRILMAK KORKUM KURŞUN YEMEK DEĞİL AY PARÇAM KORKUM SENSİZ KALMAK AY PARÇAMMMM KORKUM ÖLÜM DEĞİL AY PARÇAMMMMM KORKUM SENİN TARAFINDAN UNUTULMAK... KORKUM GÖÇÜP GİTMEK DEĞİL AY PARÇAMMM KORKUM SENSIZ HAYATI SÜRMEK TEŞEKKÜRLER SUYUM ŞİMDİDEN VE AY PARÇAM İÇİN BİRDE SİBEL CAN (ÖLÜRÜM) ÇALARSAN SEVİNİRİM | |||
| serkan/ 02/01/10 14:40 |
![]() | ||
|
SENİ SEVİYORUM sevmek; bakmak değil görmekse eğer, sevmek; yanındayken başını omuzuna koyabilmekse eğer, sevmek; yanındayken yalnızlığı unutmaksa eğer, SENİ SEVİYORUM.... * * * * * sevmek; senle iken yere daha sağlam basabilmekse eğer, sevmek; yokluğunda seninleymiş gibi hissetmekse eğer, sevmek; hayallerine senide sokabilmekse eğer, SENİ SEVİYORUM * * * * * sevmek; yatağa uzandığında, seni düşlemekse eğer sevmek;sen üşüdüğünde gölgemle seni ısıtmaksa eğer, sevmek; sevdiğini çıklık çığlığa söylemekse eğer, SENİ SEVİYORUM * * * * * sevmek; el ele tutuştuğunda kalbinde bişeylerin kopmasıysa eğer, sevmek; gözgöze geldiğin de hiç kıpırdamadan bakabilmekse eğer, sevmek; kalbini kalbinde hissetmekse eğer, SENİ SEVİYORUM | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 27/12/09 02:29 |
![]() | ||
|
kısa bir öyküdür hayat uğruna upuzun acılar çektiğimiz kısa bir türküdür bir kez daha söylemek için delirdiğimiz kısa bir öyküdür hayat seyrederken yansımalarımızı aynamızın sonsuz sırrında sevgilerimi yeşertip haykırarak şarkımızı söylediğimiz yolculuktu kısa bir öyküdür hayat öyle hikayedir deyip hemen geçmeyin arkamızda edebiyat adına el yazısıyla bırakılmış bir vasiyettir ve ebediyete intikal eden bir denemedir tiyatro sahnesindeyse mahşer provası... kısa bir öyküdür hayat zannetme bu kısalığa neler sığdırdım bir bilsen, sonsuzu ve galaksi yıldızlarını, kara delikleri ve senin sevdanı tarih her doğumda bende yazılır, umut ve acı bende yaşanır yürekçe bu öykü başka bir öykü şöyle doya doya sevdikçe, derin faylar gibi nefret ettikçe kısa bir öyküdür hayat zannetme kısa bir öyküdür hayat yıllarını zaman makasıyla kestiğin kırpık kırpık anılarda gözyaşı döktüğün başlarken bitsin biterken başlasın diye uğraş verdiğin... kısa bir öyküdür hayat yılları alıp giderken acımasız zaman en olmadık zamanlarda ağlatan durur bazen olduğu yerde,zaman işte o {zaman) olmayacak hayaller kurduran. yol uzundur hep, zaman kısa işte o zaman öyküler yasta kısa bir öyküdür hayat bir varmış bir yokmuş... göz açıp kapayıncaya kadar, alırsın yüklenirsin. gönlüne sevdanı-acını, sevincini. yanan mum ışığının şavkında bitesiye, erir-erir gidersin kısa bir öyküdür hayat bir an`a sığdırılan kış günleri soba başlarında ağzı açık dinlediğimiz ninelerimizden ve her seferinde yeniden farklı oyuncularla canlandırılan bir film yeniden doğuş kısa bir öyküdür hayat göz açıp kapatıncaya dek sürecektir, saniyeler belki... hayat, paylaştıkça güzelleşecektir kısa bir öyküdür hayat bazen öyle uzun gelir ki hayat… istenilen bir ömür sürülmemişse eğer. cehennem azabı çekmiş gibi olur. sevda, sevgi, seven, sevilen varsa eğer. paylaşmak gerekirse o edinimler. işte o zaman kısa bir öyküdür hayat. vuslata ermeye yetmez ki bir ömür kısa bir öyküdür hayat büyümek için koşar adım gittiğimiz büyüdüğümüzde an nerde gençliğim dediğimiz saçlara düşen yıldızlara bakıp yüzümüzde beliren kırışıklıkları sayıp yeniden başa dönmeye çalıştığımız kısa bir öyküdür hayat. bu kısa öyküde, acı ve hüzün olmamalıdır. öyküyü yaşayanlar; bu kısa hayat öyküsünden, intikam alırcasına, şiirsel mutlulukla dolu, bir dünya kurmalıdır yürekleride.. kısa bir öyküdür hayat göz açıp kapayıncaya kadar kısadır ama ebedi bir hayatın tohumları burada ekilecek ahrette biçilip sonsuz bir hayat kazanılacaktır kısa bir öyküdür hayat melankolik duygular içinde sorgularla geçen bir yaşam soluksuz bir koşturmaca fırtınalı bir liman kısa bir öyküdür hayat yaşadıkça anlayabildiğimiz yıllar geçtikçe kısalığını farkettiğimiz şu kısacık ömürde acılar, sevinçler, mutluluklar her duyguyu hissedip yaşadığımız öykünün sonuna geldiğimizde arkamıza bir baktığımızda o kısacık öykümüzde kitaplara dahi sığmayacak neler neler yaşanmış kısa bir öyküdür hayat bazen Kükreyen bir gök gürlemesi ışığı çok uzaklara yayılan bir şimşek insanı iliklerine kadar ıslatan kuvvetli bir sağanak yağmurdur, bazen de tutku, aşk, bir çıldırış bir haykırış köprüsüdür kısa bir öyküdür hayat romanlara konu olabilir en unutulmaz olanına benim hikayem dediğin kısa bir öyküdür hayat acısı tatlısıyla iyisi kötüsüyle her yönünle yaşanan bir yanda tuzu kuru bir eli balda bir eli yağda olanlar bir başka tarafta bir lokma ekmeğe muhtaç çoluk çocuğuyla sersefil tüm sefaletleriyle hayatın acımasızlığını yüreklerinde hadsiz yaşayan zavallıların kısa bir öyküdür hayatları... kısa bir öyküdür hayat var olmak için direndiğimiz bin acıdan geçip bir aşkta sevindiğimiz umut tohumları attığımız yazılmamış bir şiirdir hayat. | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 27/12/09 02:15 |
![]() | ||
|
Çok samimi iki dost ve arkadaslardi. Fakat bir tanesi çok kurnaz atilgan ve hareketli, digeri ise çok saf, dürüst ve sessizdi. Bir gün kurnaz olan arkadas , diger arkadasin yanina giderek islerinin bozuldugunu söyler ve kendisinden para ister. Samimi dostu onu hiç kirmaz ve elindeki bütün parayi arkadasina verir. Arkadasi bu parayla islerini düzeltir. Bir süre sonra kurnaz olan yine arkadasinin yanina gider ve arkadasinin evlenmek üzere oldugu nisanlisini çok begendigini ve kendisine vermesini ister. Arkadasi çok sasirir, ne diyecegini bilemez. Fakat aralarinda o kadar kuvvetli bir sevgi vardir ki arkadasina hayir diyemez, nisanlisini arkadasina verir.Zaman içinde Saf olanin isleri bozulur ve birden arkadasi aklina gelir(ben ona sikistiginda iyilik yapmistim diyerek) arkadasinin is yerine gider ve kendisine çalismasi için is vermesini ister. Arkadasi ona is vermez.Bizimki pismanlik ve üzüntü içinde geri döner ama yinede arkadasina kizamaz.Bir gün sokakta dolasirken yanina hasta ve yasli bir adam yaklasir. Fakir oldugu için ilaç alamadagini söyler. Bizimki yasli adamcagiza acir, istedigi ilaçlari alir ve adamcagiza verir. Kisa bir süre sonra yasli adamin öldügünü duyar. Yasli adam çok zengindir ve bütün mirasini kendisine birakmistir. Saf adam artik zengindir. Biraz da sevdigi dostuna olan kirginligiyla dostunun is yerinin karsisinda bir ev alir ve oraya yerlesir.Bir gün evinin kapisini dilenci bir kadin çalar. Yasli kadin çok aç oldugunu, kendisine yemek vermesini ister. Bizim saf hiç düsünmeden kadini içeri alir karnini doyurur, Kimsesi olmadigini ögrendigi kadina ; Kendisinin de yanliz oldugunu söyler ve bu evde birlikte yasiyalim sen evin islerini ve yemekleri yaparsin der, yasli kadin hiç düsünmeden kabul eder. Bir süre sonra yasli kadin bizimkine, kendine uygun bir kiz bulup evlenmesini söyler, Bizimki böyle bir kizi nasil bulacagini, kendisinin tanidigi olmadigini söyler.Yasli kadin ona uygun bir kiz tanidigini ve kendisiyle görüstürebilecegini söyler. Görüsmeler sonucunda evlenmeye karar verilir ve dügün davetiyeleri basilir. Bizimkisi kirgin oldugu halde çok samimi dostunu yine de unutamamistir. Biraz da geldigi konumu görmesi açisindan samimi arkadasina da davetiye gönderir. Dügün günü gelir çatar. Saf adam dügün salonunda bir seyler söylemek istegiyle mikrofonu alir ve baslar yasadiklarini anlatmaya: "Eskiden çok sevdigim bir dostum vardi . Bir gün isleri bozulunca benden borç para istedi elimdeki bütün parayi verdim. Evlenmek üzere oldugum nisanlimi çok begendigini söyleyerek benden istedi. Çok üzülerek onu da kendisine verdim. Çünkü biz gerçek dosttuk onun üzülmesini istemedim. Islerim bozuldugunda onun fabrikasina gittim ve çalismak için kendisinden is istedim. Bana is vermedi. Çok üzüldüm, ama yine de arkadasima kizmiyorum, çünkü biz gerçek dosttuk." Bu konusma üzerine kurnaz olan arkadasi daha fazla dayanamaz mikrofonu eline alir ve baslar konusmaya:" Benim de bir zamanlar çok sevdigim bir dostum vardi. Islerim bozuldugunda kendisinden para istedim, bütün parasini bana verdi. Sonra ondan nisanlisini istedim, üzülerek nisanlisini da verdi.Nisanlisini istememin nedeni o kadinin arkadasima layik olmamasiydi(Hayat kadiniydi). Kendisi çok saf oldugu için arkadasimi o kadindan bu sekilde kurtardim. Isleri bozuldugunda gelip benden is istedi, Arkadasimi kendi emrimde çalistiramazdim, o yüzden is vermedim. Günün birinde karsilastigi yasli adam benim babamdi. Babam ölmek üzereydi, onu arkadasimin yanina ben gönderdim ve mirasini ona ben biraktirdim. Evine gelen dilenci kadin benim annemdi. Ona bakip iyi yasamasini saglamak için gönderdim. Su anda evlenmekte oldugu kisi de benim kiz kardesim. Onu arkadasimla evlenmesine ben ikna ettim." | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:56 |
![]() | ||
|
Bizim avludan mı kalkacak cenazem? Nasıl indireceksiniz beni üçüncü kattan? Asansöre sığmaz tabut, merdivenler daracık Belki avluda dizboyu güneş ve güvercinler olacak, belki kar yağacak çocuk çığlıklarıyla dolu, belki ıslak asfaltıyla yağmur. Ve avluda çöp bidonları duracak her zamanki gibi. Kamyona, yerli gelenekle,yüzüm açık yükleneceksem, bir şey damlayabilir alnıma bir güvercinden; uğurdur. Bando gelse de, gelmese de çocuklar gelecek yanıma, meraklıdır ölülere çocuklar. Bakacak arkamdan mutfak penceremiz. Balkonumuz geçirecek beni çamaşırlarıyla. Ben bu avluda bahtiyar yaşadım bilemediğiniz kadar. Avludaşlarım, uzun ömürler dilerim hepinize... | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:55 |
![]() | ||
|
Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:53 |
![]() | ||
|
Seni kimselere vermeyeceğim Can özüm, iki gözüm Bu şiiri sana yazıyorum. Bin fitne-fesadla dolsa da sağım, solum Gönlündür yolum. Belki de uğruna öleceğim ama... Seni kimselere vermeyeceğim! Üzerime gelse de yedi başlı, Ağzından od püsküren ejderhalar Aşkımız siper olacak bana. Sen, Kaf dağının ardına saklanan, Kızılelma olsan bile... Anka kuşunun kanatlarında sana geleceğim. Kara koç beyaz koçla, Melekler şeytanlarla savaşacak. Beni atsalar da en derin kuyulara Gerseler de diri-diri çarmıhlara, Meydan okuyacağım ayrılıklara. Hasretinle çile dağlarını aşacak, Yine seni sevdiğimi söyleyeceğim Seni kimselere vermeyeceğim! Yüreğimdesin, Sana gelmemek için... Kesseler bacaklarımı, Kırsalar kollarımı, Bağlayamazlar yollarımı. Sürüm-sürüm sürünsem de, Sana kavuşmadan ölmeyeceğim. Ahdım olsun, andım olsun can özüm, Seni kimselere vermeyeceğim! Biliyorsun, Gözyaşlarına dayanamam, Ayrılık salanlar kahrolsun, Yerle yeksan olsunlar. Bu benim gerçeğim… Yalnız seni sevdim. Yalnız seni seveceğim. Yaşayamam sensiz! Bekle beni… Demirden çarıklar giyecek, Dünyanın ta öbür ucunda olsan da, Sana geleceğim. Hani bir sözümüz vardı: -“Pes etmek, yorulmak, vazgeçmek yok…” Sen benimsin, ben seninim. Sevdamızın yolunda, Ölmek varsa öleceğim ama... Seni kimselere vermeyeceğim! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:52 |
![]() | ||
|
Gitti sevdiceğim Deli gönül ne ağlayıb sızlarsın? Bunca yıl emeğin boşuna gitti. Ateş sondü,sen kül ile oynarsın, Gitti sevdiceğin,ellere gitti. Ah..bir bilsen kimler durdu kastına, Bakmadılar gözden akan yaşıma. Gül yerine diken basdım bağrıma, Gitti sevdiceğim,ellere gitti. Ağlamaktan gitti gözüm karası, İnsaf bilmez o zalımın balası. Şimdi yaran için-için kanasın, Gitti sevdiceğim,ellere gitti. Yollarına duman çöksün,sis alsın Yüge dağlar dört yanını bağlasın. Dertli keman şu gönlüme ağlasın, Gitti sevdiceğim,ellere gitti. Bu dert beni yedi,yedi bitirdi İşde bu divane hale getirdi. Ölmeden o beni toprağa gömdü, Gitti sevdiceğim,ellere gitti. Taşlara cizmiştim ben bu sevdanı, İstese verirdim ona canımı. Benden ayırdılar nazlı yarımı, Gitti sevdiceğim,ellere gitti. | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:50 |
![]() | ||
|
Azerbaycan Qedim yurdum,ana elim,gözel diyar Torpağında gezen insan ne bextiyar. Övladınam sarılmışam sene anam, Vetenimdir Odlar Yurdu Azerbaycan! Gözel Şuşa Qarabağın qızıl tacı, Esrlere sine germiş Qız Qalası. Sefalıdır her qarışı,her obası Doqquz iqlim qurşaqlıdır Azerbaycan! Dağlarında cüyür gezer,ceyran seker Sarı bülbül meşesinde qemli öter. Düzlerinde elvan-elvan çiçek biter, Gül çiçekli lalezardır Azerbaycan! Bol servetin qara neftin,ağ qızılın Merd ürekli cengaverdir oğlun,qızın. Qobustanda qaval daşın,telli sazın Musiqinin beşiyidir Azerbaycan! Sesi meni valeh etmiş Xan babamın, Zengulesi ürek dağlar Qarabağın. Başın üstden çekilecek buludların, Geleceyin güneşlidir Azerbaycan! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:49 |
![]() | ||
|
Bu gece Sazende sazını bem üste kökle, Qelbimin sözünü dinle bu gece. Bir az aheste vur mizrabı tele, Esliyle Keremden söyle bu gece. Bağrına basaraq sazını dindir, Menim yaralarım daha derindir. Ağlayan saz deyil sanki qelbimdir, Derdimin dilinden söyle bu gece. Qanımı coşdurur 'Yanıq Keremi', O nece yandısa qaldı külleri. Qızılgüller açdı odun dilleri, Yanan aşiqlerden söyle bu gece. Mecnun Leyla üçün oldu divane, Ferhad qovuşmadı gözel Şirine. Açma üreyimi,getme derine Sen ele deminle söyle bu gece. Kim ki dadmamışdır eşq şerabını, Nafile yaşamış öz heyatını. Sorma ehvalımı sorma halımı, O pünhan eşqimden söyle bu gece. | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:48 |
![]() | ||
|
Ağlama gözünün yaşına kurban Ele gamlı gamlı bakma yüzüme Gel otur başını yasla dizime. Bu hicran beni de göynedir yaman, Ağlama gözünün yaşına kurban! Öperim tuz tadan göz yaşlarından, Ela gözlerinden kara kaşından. Yine dağ başını alıpdır duman, Ağlama gözünün yaşına kurban! Sonbahar ömrüme açan çiçeksin, Onu bil benimçin dünyada teksin. Bir gün kavuşarız değişir devran, Ağlama gözünün yaşına kurban! | |||
| KRİSTAL KELEBEK/ 26/12/09 02:46 |
![]() | ||
|
İtirdim seni Bir menem,bir qelem,bir de yanan şam Yene hüzünlüyem,yene perişan. Söyüdler saçını yoldu bu axşam, Elim ellerinde itirdim seni. Niye dağılmayır gören bu dünya, Söyle...heqiqetmi yoxsa bu röya? Özümü çox meğrur gösterdim guya, Gözüm gözlerinde itirdim seni. Nece paylaşacam seni özgeyle, Dönecem yoluna düşen kölgeye. Bağrlm yandı yaman,döndüm Esliye Bele seve-seve itirdim seni. Bu nece taledi,bu nece qarğış Gözümde bahar da oldu qarlı qış. Hele bu heyatdan bir kam almamış, Gülüm qönçe iken itirdim seni. Deyim...döyünmesin dursun bu ürek, Zerif çiçekden de olmuşam kövrek. Gel,bundan sonra da hesrete dözek Özüm bile-bile itirdim seni. Xesteydim,derdimin dermanı sendin Sen şair könlümü dağ-dağ eyledin. Sevgilim,bu bahar toyumdur dedin Gözümde göz yaşı itirdim seni. Gülnaram,men daha güle bilmerem, Senden başqasını seve bilmerem. Özgeye yar olsan,senden küserem Ele yana-yana itirdim seni. | |||